mccetinmc
01-06-2008, 09:13 AM
Siyaset, en genel anlamıyla, bir arada -bir toplum olarak- yaşayabilmemiz için ileri sürülen fikirlerin girişilen eylemlerin toplamıdır. İnsan doğada birey halinde değil de topluluklar halinde yaşadığından dolayı siyaset vardır.
Siyaset doğası gereği karşılıklı çıkarların çatıştığı bir ortamdır. Farklılık ve çok sesliliğin olmadığı yerde siyasetten bahsedilemez.
Çok sesliliğin olması demek ortada “demokrasi” nin olduğu anlamına gelmez. Bir diktatörün olduğu yerde de siyaset vardır –ona muhalif olanlar kendi aralarında da olsa siyasal eylem planlarına girişebilirler ve fikir yürütebilirler-. Siyasetin olmadığı nokta tam tâhakküm ilişkilerinin mutlak olduğu yerde geçerlidir. Tarihte böyle dönemler bire bir asla yaşanmamıştır, ama kimi tarihsel dönemlerde bu mutlak güce (totaliter güce) yakınlaşma olmuştur. (Nazi Almanyası bu dönemlerden biri olarak gösterilebilir. Bkz: Hannah Arendt- Totaliterianizmin Kaynakları)
Peki bunları neden anlatıyorum?
Forumda olsun, başka yerlerde arkadaşlarımızla olsun, siyaset tartışırken “mutlak doğruyu, gerçeği ben biliyorum” düşüncesiyle hareket ettiğimizde birşeyler yanlış demektir. “Mutlak doğru= İtiraz dahi edilemez gerçek” anlamına gelir ki bu tartışmayı, fikir alışverişini o anda bitirir. Siyaset çoğu sosyal bilimle iç içe geçmiş durumdadır (iktisat, sosyoloji, antropoloji, psikoloji vs..) ve bu nedenle bir konuyu tamamen “çözmüş olduğumuzu” söylemek mümkün olmaz. En fazla “bir çok yönden baktım ve şu veriler ışığında fikrim şudur” diyebiliriz.
Sosyal bilimlerdeki nedensellik ilkesi de uzun yıllar yanlış anlaşılagelmiştir. Sosyal bilimler gibi kavramsallaştırılması zor olan ve insan faktörünün merkezde yer aldığı ortamlarda bire bir nedensellik kurmak olası değildir. Başka bir deyişle bir olayın birden çok nedeni vardır. A-->B-->C gibi formüller geçerli değildir. Daha çok A ve B ve C ve D ve X-->Y (X burada hep belirsiz kalır, şans faktörüdür) gibi farmüller gerçeğe daha yakındır. Çoğu zaman etkenlerin etki dereceleri aynı yoğunlukta olmaz. Ve bir etken “belirleyici” iken diğer etkenler “etkileyici” olurlar. Ama hangi etkenin belirleyici olduğu ise tartışma konusu olur.
Tekil bir olaydan gidecek olursak “1980 darbesi niçin olmuştur?” şeklindeki bir soruya şöyle cevaplar gelecektir
1-Ülke içinde sağ-sol çatışmasının artmsı ve şiddet olaylarının artması
2-İthal ikameci sistemin çökmesi ve döviz krizi
3-İthal ikameci sistemin çökmeyip yalnızca İhracata Dayalı Büyüme modeli olarak anılan devresinin başlaması
4-IMF ile imzalanan 24 Ocak kararlarının hayata geçirilmesi için demokratik hakların kısıtlanması gerekliliği
5-Soğuk savaş’ın çevresel ülkelere tezahürü..
6-Ülke yönetimindeki insanların basiretsiz oluşu
7-O dönemdeki TSK kadrolarının ülkeye bakışı
vs..vs..
Burada hangi etkenin belirleyici olduğu üzerine tartışılır. Kuşkusuz yukarıda maddelediğim etkenlerin birbirleriyle de ilişkisi vardır. Ama insan zihni analiz etmek için aradaki bağları geçici olarak koparmak zorundadır. Yoksa herşey tek bir bütündür, ve insan anlağının ötesindedir.
Siyaseti sevmeyebilirsiniz. Ama toplumsal bir yapı içerisinde olduğunuz sürece o sizi etkileyecektir. Bu nedenle eğer adada tek başına yaşayan bir Robinson değilseniz, sizin hayatınızı ciddi biçimde etkileyen bu karmaşık canavarı tanımak yararınıza olabilir. Dinlediğiniz müzik, karşı cinsle olan münasebetiniz, yediğiniz yemek.. Hepsinin politikadan etkilendiğini bilmek gerekiyor. Ne kadar uzak olabiliriz ki?
Kant ahlak felsefesini kurgularken “doğru bildiğini diğerleriyle paylaşmanın” elzem olduğunu bildirir. Doğrularımızın farklı farklı olduğu bir dünyada bir arada yaşamak ve asgaride şiddet kullanmadan uzlaşmak için siyasete muhtacız...
Saygılar..
Siyaset doğası gereği karşılıklı çıkarların çatıştığı bir ortamdır. Farklılık ve çok sesliliğin olmadığı yerde siyasetten bahsedilemez.
Çok sesliliğin olması demek ortada “demokrasi” nin olduğu anlamına gelmez. Bir diktatörün olduğu yerde de siyaset vardır –ona muhalif olanlar kendi aralarında da olsa siyasal eylem planlarına girişebilirler ve fikir yürütebilirler-. Siyasetin olmadığı nokta tam tâhakküm ilişkilerinin mutlak olduğu yerde geçerlidir. Tarihte böyle dönemler bire bir asla yaşanmamıştır, ama kimi tarihsel dönemlerde bu mutlak güce (totaliter güce) yakınlaşma olmuştur. (Nazi Almanyası bu dönemlerden biri olarak gösterilebilir. Bkz: Hannah Arendt- Totaliterianizmin Kaynakları)
Peki bunları neden anlatıyorum?
Forumda olsun, başka yerlerde arkadaşlarımızla olsun, siyaset tartışırken “mutlak doğruyu, gerçeği ben biliyorum” düşüncesiyle hareket ettiğimizde birşeyler yanlış demektir. “Mutlak doğru= İtiraz dahi edilemez gerçek” anlamına gelir ki bu tartışmayı, fikir alışverişini o anda bitirir. Siyaset çoğu sosyal bilimle iç içe geçmiş durumdadır (iktisat, sosyoloji, antropoloji, psikoloji vs..) ve bu nedenle bir konuyu tamamen “çözmüş olduğumuzu” söylemek mümkün olmaz. En fazla “bir çok yönden baktım ve şu veriler ışığında fikrim şudur” diyebiliriz.
Sosyal bilimlerdeki nedensellik ilkesi de uzun yıllar yanlış anlaşılagelmiştir. Sosyal bilimler gibi kavramsallaştırılması zor olan ve insan faktörünün merkezde yer aldığı ortamlarda bire bir nedensellik kurmak olası değildir. Başka bir deyişle bir olayın birden çok nedeni vardır. A-->B-->C gibi formüller geçerli değildir. Daha çok A ve B ve C ve D ve X-->Y (X burada hep belirsiz kalır, şans faktörüdür) gibi farmüller gerçeğe daha yakındır. Çoğu zaman etkenlerin etki dereceleri aynı yoğunlukta olmaz. Ve bir etken “belirleyici” iken diğer etkenler “etkileyici” olurlar. Ama hangi etkenin belirleyici olduğu ise tartışma konusu olur.
Tekil bir olaydan gidecek olursak “1980 darbesi niçin olmuştur?” şeklindeki bir soruya şöyle cevaplar gelecektir
1-Ülke içinde sağ-sol çatışmasının artmsı ve şiddet olaylarının artması
2-İthal ikameci sistemin çökmesi ve döviz krizi
3-İthal ikameci sistemin çökmeyip yalnızca İhracata Dayalı Büyüme modeli olarak anılan devresinin başlaması
4-IMF ile imzalanan 24 Ocak kararlarının hayata geçirilmesi için demokratik hakların kısıtlanması gerekliliği
5-Soğuk savaş’ın çevresel ülkelere tezahürü..
6-Ülke yönetimindeki insanların basiretsiz oluşu
7-O dönemdeki TSK kadrolarının ülkeye bakışı
vs..vs..
Burada hangi etkenin belirleyici olduğu üzerine tartışılır. Kuşkusuz yukarıda maddelediğim etkenlerin birbirleriyle de ilişkisi vardır. Ama insan zihni analiz etmek için aradaki bağları geçici olarak koparmak zorundadır. Yoksa herşey tek bir bütündür, ve insan anlağının ötesindedir.
Siyaseti sevmeyebilirsiniz. Ama toplumsal bir yapı içerisinde olduğunuz sürece o sizi etkileyecektir. Bu nedenle eğer adada tek başına yaşayan bir Robinson değilseniz, sizin hayatınızı ciddi biçimde etkileyen bu karmaşık canavarı tanımak yararınıza olabilir. Dinlediğiniz müzik, karşı cinsle olan münasebetiniz, yediğiniz yemek.. Hepsinin politikadan etkilendiğini bilmek gerekiyor. Ne kadar uzak olabiliriz ki?
Kant ahlak felsefesini kurgularken “doğru bildiğini diğerleriyle paylaşmanın” elzem olduğunu bildirir. Doğrularımızın farklı farklı olduğu bir dünyada bir arada yaşamak ve asgaride şiddet kullanmadan uzlaşmak için siyasete muhtacız...
Saygılar..